İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Öyle Bilsinler

Üç kızım var, üçü de küçük, on bir, on, dört gibi yaşları. Babaları arada bir gidip geliyor eve, işi yüzünden uzakta hep. Babayı pek tanımadan büyüyor kızlar, seyrek yani gelişleri.

Üsküdar’da oturuyoruz, dar bir sokak Paşakapısı’nda. Mahallemiz var, komşularımız var. Benim gibi, kocası eve arada bir uğrayan komşularım var, onlarla çok iyi anlaşıyoruz. Güner’in kocası asker, nöbete kalıyordu hep, levazımcıydı o. Muazzez boşandı zaten ama Şefik Bey geliyordu arada çocuklarını görmeye. Hepimizde ikişer, üçer çocuk. Akşamları bir araya geliyor örgü örüyoruz. Ben kolları, birimiz arkayı, biri de önü örüyor, birkaç saatte bitiveriyor kazaklar. Üç bende dedim ya, iki Muazzez’de, üç de Güner’de çocuk var, herkese bol bol kazak örüyoruz. Hatta bir gün hiç unutmuyorum, gece bizde oturduk, saat gece yarısını geçti herhalde, Güner oğlanı aldı kucağına, ben küçüğü aldım, eve döneceğiz. Eve dönüyoruz dediğim de sokağın karşısında oturuyoruz. Çıktık Muazzez’den, apartmanın kapısına vardık… Aa o ne! Diz boyu kar yağmış, her yer bembeyaz, şaşırdık. Hiç fark etmemişiz, onca zaman yağmış kar, tutmakla da kalmamış yani, diz boyuna gelmiş. Sevinmiştik, ama düşünüyor insan: Odun da eksilmişti.

Bizim ev apartmanın dördüncü katındaydı, Deniz Apartmanı, 8 numara. Balkonumuz var arka tarafta. Dar ama uzun bir balkon, köşesine odunları yığarız, mandal sepetimiz var. Çamaşır demirleri de balkonun dışında hemen. İpleri siliyorum hep asmadan çamaşırları.

Bir gece kaç makine çamaşır yıkadım bilmiyorum. Makine de nazlı, yıkıyor gibi yapıyor, olmayanları elde yine yıkıyorum. Balkona çıktım asmaya, sildim ipleri. Yorulmuşum ama. Kızların okul önlükleri, yakaları vardı, siyahların içine karışmıştı bir yaka, rengi bozulmuş, ona bakayım diye balkonun ışığına tutuyordum yakayı. Arka bahçeye bakıyor ya balkon, arka apartmanlardan birinin balkonundan bir çıtırtı duydum, baktım bir ışık, sönük böyle sigara ateşi mi, el feneri mi? Biri var orada. İrkildim, karanlıkta seçilmiyor. Hamdiye Hanımların apartmanı o, giriş katına yeni kiracılar gelecekti, ama boştu daha o daire bildiğim. Uzun uzun bakmak da istemiyorum, devam ettim işe. Ama yok, beni seyrediyor her kimse, o ışık kıpırdıyor. Yalnızım, kim seyrediyor beni? Telefon da yok, Hamdiye Hanım’ı arayıp sorayım, kim var o dairede. Hamdiye Hanım tüm apartmanın sahibiydi, bilirdi yani kim varsa orada.

Büyük kıza seslendim içeriye hemen, “Babana söyle de çayın altını kapasın.” diye. Sesleniyorum ama normal sesle değil, duyulsun diye bağırıyorum. Kız geldi kapıya şaşkın, tuhaf tuhaf yüzüme bakıyor, tekrar ediyorum:

-Babana diyorum söyle çayın altını kapasın…

“Babam mı geldi?” dedi, kısık sesle.

-Allah canını alsın, gir gir içeriye.

Nereden bilsin çocuk.

Topladım pılıyı pırtıyı, sıkı sıkı kapadık balkonun kapısını, çektik perdeleri. Tedirgin oldum ama bir defa. Kim o, neden izliyor beni? Muazzez’i çağırdım hemen, yalnız kalmayayım. Gece ikiye kadar tık oynadık onunla. Sonra divanda uyudu o, gitmedi de evine sağolsun. Ben gün ağarıyordu ayaktaydım  hâlâ. Sordum sabah hemen Hamdiye Hanım’a yokmuş kiracı falan, “Bilmiyorum ki kızım.” dedi, telaşlandı o da.

Sonra taşınmak istedim o evden, insan korkmaya görsün bir defa. Hamdiye Hanım iki tıp öğrencisine verdi o alt daireyi sonra,  gencecik iki kız. Balkona çıktığımda görüyordum onları da, selamlaşıyorduk. Taşınmadık ama evden.

Apartmanların alt katlarındaki balkonlardan tüpler çalınmış, sonradan konuşuldu bu. Tüp yoktu o zamanlar, yedeklerimiz olurdu, balkonlarda durur tüpler, onları çalan bir hırsız varmış. Belki oydu o gece, bilmiyorum.


Bunu annem pek çok kereler anlattı bana ve başkalarına. Diyebilirim ki burada anlatılanların tedirginliğiyle büyüdüm. Şimdi Şenlik için yayına hazırlarken derleyip toplamaya çalıştık ikimiz. Annem “adımı verme” dedi, çünkü tek bir kadının değil bu, pek çok kadının anısı aslında.

Kiraz Akın


Ana görüntü: Adan
Yazı önce Şenlik’te yayınlandı, adres: https://senlik.blog/2021/03/10/oyle-bilsinler/

Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: